Bak mesela bu deyimin anlamını en iyi ben bilirim ve hatta bu işi en iyi ben yaparım. Hobilerim arasında boş zamanlarda kendi kendime yeni icatlar çıkarmak vardır. İcatlarım tükenmez, kafamdan sürekli bir işler geçer. Bu kez kalkıştığım iş o kadar basit değil ama başka birinin de sorumluluğu var, ben ona karşı sorumluyum o da bana. Kendimi geçtim, onun yüzünü kara çıkarmam umarım.
Umarım bu işin içinden sıyrılıp çıktığımda boşa giden zamanlarım olduğunu düşünmem. Zira şu sıra "boşa gitmiş" zamanlar var aklımda... Harcadığım günler mi onlar? Daha farklı mı olmalıydı kararlar? Belki de farklı olmamalıydı, belki tam da olması gerektiği gibi her şey...
Beni bu aralar en çok mutlu eden şey Seksenler. Ve tabii Nazlı'nın Ergun'un aşkına karşılık vermeye başlaması. Adam hak etti yahu!
Baksana adama, yanlışlıkla göz altına alındığında bile tek derdi Nazlıcan'ıyla arayı düzeltmişken tam, bu olay yüzünden ondan uzaklaşmasıydı. İşte ben bu kadar basit ama temiz şeyleri seviyorum. Takip ettiğim tek dizi Seksenler'e bi alkış lütfen!
Her sey birdenbire oldu. Birdenbire vurdu gün isigi yere; Gökyüzü birdenbire oldu; Mavi birdenbire. Her sey birdenbire oldu; Birdenbire tütmeye basladi duman topraktan; Filiz birdenbire oldu, tomurcuk birdenbire. Yemis birdenbire oldu. Birdenbire, Birdenbire; Her sey birdenbire oldu. Kiz birdenbire, oglan birdenbire; Yollar, kirlar, kediler, insanlar... Ask birdenbire oldu, Sevinç birdenbire.
Çarşamba, Eylül 26, 2012
Salı, Eylül 25, 2012
Modern Arabesk
Okulumuza yeni atanan öğretmen hayretler içinde öğretmenler odasına geldi. Ben artık alışmış bir tavırla başımı salladım. İlk yaşadığımda bana da çok garip gelmişti.
Bizim öğrencilerin müzik zevkleri biraz değişik. Dinledikleri insanların isimlerini şu anda zikretmek istemiyorum. Arabeskin koyusuyla rap müziğin alayına isyanı arasında bir yerlerdeler. Lise öğrencisi dediğin rock dinler, pop dinler, olmadı Serdar, en kötü olasılıkla Demet dinler. Böyle alıştık biz, böyle gördük, böyle yaşadık. Arabesk müziğin de kendi içinde bir çizgisi var elbette ama acının da acısı bizim öğrencilerin dinledikleri oluyor. Dayanamayan öğretmenimiz çıkarken sınıftan "İçinizi çürütmeyin böyle, biraz da başka müzikler dinleyin" demiş.
Sonra bir düşündüm. Arabesk acının ve isyanın dibiyse bu işi modern enstrümanlar kullanarak en iyi yapan Model grubu. Yalan mı?
Dinliyoruz da işte, yalan mı?
Aşkımızın tabutunda çürüsün gelinliğim!
Daha ne desin hatun.
Bizim öğrencilerin müzik zevkleri biraz değişik. Dinledikleri insanların isimlerini şu anda zikretmek istemiyorum. Arabeskin koyusuyla rap müziğin alayına isyanı arasında bir yerlerdeler. Lise öğrencisi dediğin rock dinler, pop dinler, olmadı Serdar, en kötü olasılıkla Demet dinler. Böyle alıştık biz, böyle gördük, böyle yaşadık. Arabesk müziğin de kendi içinde bir çizgisi var elbette ama acının da acısı bizim öğrencilerin dinledikleri oluyor. Dayanamayan öğretmenimiz çıkarken sınıftan "İçinizi çürütmeyin böyle, biraz da başka müzikler dinleyin" demiş.
Sonra bir düşündüm. Arabesk acının ve isyanın dibiyse bu işi modern enstrümanlar kullanarak en iyi yapan Model grubu. Yalan mı?
Dinliyoruz da işte, yalan mı?
Aşkımızın tabutunda çürüsün gelinliğim!
Daha ne desin hatun.
Çarşamba, Eylül 19, 2012
Taa Uzak Yollardan...
Yaşlanmayan insanlara özeniyorum. O yüzden beslenmeme sürekli dikkat ediyorum. Sonra bir de bakıyorum etrafıma okuldaki diğer hocaların büyük bir kısmı da aynı özen içinde. Çok şık, bakımlı ve de eğitimli olan bu hatunlar iki adet çocuk yapıp göbek yapmayarak, günde en az bir saat spor yaparak, 10 cm topukluyla oradan oraya koşturarak, kendilerini salmayarak tarafımdan takdir topluyorlar. Bakıyorum, aynı kadınlar kitabı elinden düşürmüyor, düzenli sinemaya gidiyor, kendilerine ciddi anlamda yatırım yapıyorlar.
Sonra bir de diğer tarafa bakıyorum. Bu erkekler n'apıyor allasen? Hatunlar gelişe gelişe bitiremediler, e adamlar ne alemde? Ve geçenlerde tesadüfen denk geldiğim bir programda Cem Mumcu, bunu zaten bir tespit olarak ortaya koydu. "Kadınlar kendilerini hep eksik görüyor, eksik oldukları hissettiriliyor onlara ve sonra da bir türlü durmak bilmiyorlar" Aynen bu cümleyi kurdu, ben demiyorum bak, adam psikiyatrist.
İşin güzel yanı çevremde böyle kadınların olması, sevmem ben boş kafaları.
Komik olan bir başka şey...
Bizim okulumuzun öğlenci devresi kız meslek lisesi oldu. Sabahçı olan erkek öğrenciler her ne hikmetse kızların geleceği vakit pencereden gözlerini ayırmıyorlar, gözler sürekli okul bahçesinde, kafalar sağa dönük, göremeyenler ayakta. Kız meslek lisesi olunca ne oluyor anlamıyorum. "Bu okulun karma eğitim yaptığının, bir sıra yanınızda kız arkadaşlarınızın oturduğunun farkında mısınız? Görmemiş olduğunuzu sanmıyorum, o yüzden şu davranışınızı açıklayıverin bi zahmet." diyen hocalarından da utanıp kızaracak öğrenciler var hala. Biraz şanslıyım, evet.
Ama şöyle tipler de var.
Sankopark'ta ATM'nin karşısında ellerini yukarı açıp dua etmek suretiyle para yatırmaya çalışan, şov yapan adamlar var, izbandut gibi. İşin bittiyse bi git artık değil mi ya da insanlardan uzak dur biraz, başka bişeyler yap, milletin hesabında kaç para olduğunu incelediğini bu kadar belli etme! Bir hışımla kartı çekip gittim.
Sonra gittim bitki çayı aldım, sinirler gerildi ne yapacaksın, demlemelik olmaması lazımdı ama, sallama olması ve aynı zamanda sağlıklı olması gerekiyordu. Tesadüfen Doğadan'ın Büyülü Bohça serisini buldum. En azından sallama poşet değil, tül gibi bir kumaştan yapmışlar. Elmalı olanı gayet güzel, tavsiye ederim.
Sonra Paşabahçe'ye gittim. Sonra Bernardo'ya. Sonra Esse'ye. Sonra Tefal'e. Biraz gözüm gönlüm açıldı. Uzak durdum Mango'dan, Koton'dan, Batik'ten, alışveriş orucundayım. Bir ay tek çöp almak yok.
Yarın bu saatlerde Ankara yolunda olacağım için çenem bu kadar düştü, çenem düştüğüne göre keyfim yerinde. Nasıl olmasın? Sıradaki parça tüm Ankara sevenlere gelsin, sonradan Ankara'nın kıymetini anlayanlara daha çok gelsin.
Sonra bir de diğer tarafa bakıyorum. Bu erkekler n'apıyor allasen? Hatunlar gelişe gelişe bitiremediler, e adamlar ne alemde? Ve geçenlerde tesadüfen denk geldiğim bir programda Cem Mumcu, bunu zaten bir tespit olarak ortaya koydu. "Kadınlar kendilerini hep eksik görüyor, eksik oldukları hissettiriliyor onlara ve sonra da bir türlü durmak bilmiyorlar" Aynen bu cümleyi kurdu, ben demiyorum bak, adam psikiyatrist.
İşin güzel yanı çevremde böyle kadınların olması, sevmem ben boş kafaları.
Komik olan bir başka şey...
Bizim okulumuzun öğlenci devresi kız meslek lisesi oldu. Sabahçı olan erkek öğrenciler her ne hikmetse kızların geleceği vakit pencereden gözlerini ayırmıyorlar, gözler sürekli okul bahçesinde, kafalar sağa dönük, göremeyenler ayakta. Kız meslek lisesi olunca ne oluyor anlamıyorum. "Bu okulun karma eğitim yaptığının, bir sıra yanınızda kız arkadaşlarınızın oturduğunun farkında mısınız? Görmemiş olduğunuzu sanmıyorum, o yüzden şu davranışınızı açıklayıverin bi zahmet." diyen hocalarından da utanıp kızaracak öğrenciler var hala. Biraz şanslıyım, evet.
Ama şöyle tipler de var.
Sankopark'ta ATM'nin karşısında ellerini yukarı açıp dua etmek suretiyle para yatırmaya çalışan, şov yapan adamlar var, izbandut gibi. İşin bittiyse bi git artık değil mi ya da insanlardan uzak dur biraz, başka bişeyler yap, milletin hesabında kaç para olduğunu incelediğini bu kadar belli etme! Bir hışımla kartı çekip gittim.
Sonra gittim bitki çayı aldım, sinirler gerildi ne yapacaksın, demlemelik olmaması lazımdı ama, sallama olması ve aynı zamanda sağlıklı olması gerekiyordu. Tesadüfen Doğadan'ın Büyülü Bohça serisini buldum. En azından sallama poşet değil, tül gibi bir kumaştan yapmışlar. Elmalı olanı gayet güzel, tavsiye ederim.
Sonra Paşabahçe'ye gittim. Sonra Bernardo'ya. Sonra Esse'ye. Sonra Tefal'e. Biraz gözüm gönlüm açıldı. Uzak durdum Mango'dan, Koton'dan, Batik'ten, alışveriş orucundayım. Bir ay tek çöp almak yok.
Yarın bu saatlerde Ankara yolunda olacağım için çenem bu kadar düştü, çenem düştüğüne göre keyfim yerinde. Nasıl olmasın? Sıradaki parça tüm Ankara sevenlere gelsin, sonradan Ankara'nın kıymetini anlayanlara daha çok gelsin.
Çarşamba, Eylül 12, 2012
Peh Peh Peh Peh!
Beni Antep'te mutlu eden 5 şey:
1) Ailemden birilerinin ya da birkaçının gelmesi
2) Burçin'lere akşam yemeğine gitmek ya da onları çağırmak
3) Ankara'ya dönmek
4) Alışveriş yapmak
5) ERROR!
5. yok arkadaşım. Ne yaptıysam bulamadım.
Not: Bu sıralama önem sırasına değil, akla gelme sırasına göredir, ona göre yani ;)
1) Ailemden birilerinin ya da birkaçının gelmesi
2) Burçin'lere akşam yemeğine gitmek ya da onları çağırmak
3) Ankara'ya dönmek
4) Alışveriş yapmak
5) ERROR!
5. yok arkadaşım. Ne yaptıysam bulamadım.
Not: Bu sıralama önem sırasına değil, akla gelme sırasına göredir, ona göre yani ;)
Cumartesi, Eylül 08, 2012
Umut
Ankara'da "şuraya gidelim, buraya da gidelim, biraz daha gezelim" cümleleriyle günümü gün ederken ve gram yorgunluk hissetmezken, bu Antep'te bana bişeyler oluyor, enerjim kalmıyor hiçbir şeye. Psikolojik olduğunu düşünüyor, kısa zamanda geçmesini diliyorum. Böyle gidemez çünkü.
Senin için çok güzel dualar edebilirim.
Bunlardan bir tanesi eğer varsa öyle bi durum, çok tatlı, telefonlarına dönen, mail kutusunu kontrol eden, telefonda babasının zoruyla değil de şen şakrak içinden gelerek konuşan bir tez danışmanıdır. Yaptığın işi içine sindirebileceğin biri olmalı bu işi yaparken yanında. Ve ben artık yüksek lisans yapmaktan da yüksek lisans yaptığım alandan da hiç zevk almazken onun tez danışmanım olduğunu öğrendiğimde öyle böyle sevinmedim.Oysa ben politik davranmıştım, davranmak zorunda kalmıştım geleceğimi düşünerek. Ama o hiçbir alınganlık belirtisi göstermedi, profesyonellik budur dedim. Ben onu seçmesem de iyi ki o beni seçmiş, yalnız bırakmamış dedim. Tez yazmaya karşı bütün enerjimi ve heyecanımı aylar sonra yeniden kazanıyor olmam hem çok şaşırtıcı hem de çok güzel. Kilometrelerce uzaktan bana bu enerji ve heyecanı sağlayan, "çok yoğundum hocam" dediğimde triplere girmeyen, hep çok güzel, hep çok şık ama hep ölçülü Deniz Hocam, benim hayattaki en önemli kazançlarımdan birisiniz. Böyle insanlara çok ihtiyacı oluyor insanın, güvenebileceği, düzgün ve profesyonel...
Akademik hayat anlamında tüm heyecan ve isteğimi yitirirken, makalelerin yüzünü görmek istemezken nasıl oldu bilmiyorum ama yeniden keyif almaya başladım okumaktan. Öyle bir şey ki bu sevmezseniz sizi bağlı tutabilecek hiçbir şey yok. Koparsınız bir anda ama o ana kadar vermiş olduğunuz tüm emekler de boşa gider. En azından tezimi yazabilseydim dersiniz yıllar sonra; şimdilik tek kazancım -eğer yapabilirsem tabii- bu cümleyi kurmamak. İçinde bulunduğum psikolojik duruma göre az değil hani.
Neyse...
Hayat bi öyle bi böyle. Akıl sır ermiyor.
Kafamda deli planlar var.
Dur bakalım daha çok var.
Ha dur gitmeden, sana ergen kız triplerinin sonunu göstereceğim.
Puhahha:D
Salı, Eylül 04, 2012
Kim demiş sıcak soyut bir sözcüktür diye? Buyrun gelin Antep'e ben size somut somut göstereyim. Burası benim kürkçü dükkanım değil, ne münasabet! Ama geldim işte... İnsan nereye kime alışacağını şaşırıyor arkadaş. Hızla gelişen şeyler beni korkutuyor, bazen reset atmış gibi oluyorum. Bazen asla ve kat'a reset atamıyorum.Bazı yolları bile unutmuşum, gizil öğrenme olmasa ne yapardım bilmem. Ayaklarım hep buldurur doğru yolları. Aman yanlışa götürmesinler!
Yeni kitabım Yedinci Gün. Bu sıcakta kitap okumak bile çok zor. Ama seminer dediğin nedir ki? Ödev yapma mekanı, kitap okuma meskeni...
Allah sana da çirkin şansı versin bebeğim!
Yeni kitabım Yedinci Gün. Bu sıcakta kitap okumak bile çok zor. Ama seminer dediğin nedir ki? Ödev yapma mekanı, kitap okuma meskeni...
Allah sana da çirkin şansı versin bebeğim!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


