Bir yılı daha deviriyoruz. Ne klasik bir cümle deme, çünkü bu yıl benim için hakikaten yuvarlanarak devrilerek geçti gitti. Hızlı bir başlangıç yaptığım gibi şimdi de hızla bitiriyorum. Hızla bitirmek istiyorum, çünkü aralık ayının sonunda Ankara'da olacağımı bilmek sürekli gün saymama neden oluyor. Hemen gelsin işte 27 Aralık, hemen!
Bugün evden çıkarken sabahın kör saatinde, gözüm lacivert çizgili pantolonuma, topuklu kısa botuma takıldı. Nasıl bu kadar hızlı değişmişti her şey? Kıyafetim, duruşum... Ben nasıl bu kadar hızlı bir şekilde 1+1 ufacık bir eve, "evim" diyebilmiştim? Geçen yıl söyleseler çok da inanmazdım. Tabii bunlar güzel değişiklikler, böyle pat diye olup biten şeyleri seviyorum. Pat diye olup biten
güzel şeyleri... Olacaksa değişik bir şeyler, bu güzellikte olsun, aniden.
12.12.12 gibi arka arkaya gelen sayılardan oluşan tarihler benim için pek bir şey ifade etmiyor. Sayılara ya da başka şeylere anlam yüklemek pek bana göre değil ama bazen bunu yapmak istiyor insan. Peki fırsat veriyorlar mı? Hayır.
İki gündür çevremde negatif enerji var. Çünkü çevremde çok negatif bir insan varmış da benim haberim yokmuş. Bazı öğrencilerin deyimiyle cool takılıyormuşum, öğretmenlerin bazılarının da öyle düşündüğüne eminim. İşte o "cool" durduklarımdan birini birkaç gündür yakından tanımak zorunda kaldım. İçime fenalıklar geldi, inanamazsın. Bir insanın ağzından hiç mi güzel bir söz çıkmaz? Olumlu, sıcak, sevecen...
-Arabanız da güzelmiş hocam, otomatik mi?
- Yok yaa, nerde o para?
Dediği andan itibaren cool duruşumu korumaya karar verdim. Arabasının güzel bulmama cevap vermeyi tercih etmemesi biraz ele veriyor kişiliğini görüldüğü gibi.
Hakikaten rahatsız oldum. Çünkü insanlarda en itici bulduğum şeylerden biri negatif tavırlar, söylenmeler, mızırdanmalar, yakınmalar ve şikayetler... Çevremde böyle biri olduğundan uzaklaşıyorum elimde olmadan. Bana hayatı zorlaştıran insan lazım değil, ne yalan söyleyeyim. Olumlu bakmaya çalışan da yaşıyor, böyle negatif oklarını insanların üzerine salan da yaşıyor. Sen gerçekçi olduğunu mu düşünüyorsun?
Daha bitmedi.
Genel olarak öğretmenlerin kendilerini geliştirmeye ve öğrenmeye açık olmadıkları görüşü yaygındır. Açıkçası bir öğretmen olarak bu görüşe katılmayı istemezdim, ama gözlerimle şahit oldum. Gencecik öğretmenler çok da zor olmayan bir bilgisayar programını öğrenmemek için kırk takla attılar. O çok rahatsız oldukları, kızdıkları öğrenciler gibi davranmaktan hiç çekinmediler. Kendilerine sahip çıkılmadığından şikayetçi olanlar neden sahip çıkılmadığını bir kez daha ortaya koydular.
Çevremiz bizi etkiliyor mutlaka. Buna şüphe yok. Ama kendini tanıyabilmiş, iç sesiyle bütünleşebilmiş bir insan biraz kendini çekmeli ortamdan diyorum. İnsan o zaman önce kendini tanımalı. İç sesine kulak vermeli. Dengesini yakalayabilmeli.
Öğretmen gibi öğüt vermek istemezdim.
Benim bozulan dengem kendime hediye ettiği tatlı yılbaşı hediyeleri,
moonlight sonata, biraz sessizlik, biraz kitap-dergi ve bir kase komposto ile kendini buluyor... Dünyayı ben kurtaramam, ama kendimi çekip çıkarabilirim.
Bu ev, iyice ev oldu farkında mısın?