Cumartesi, Şubat 23, 2013

Güzel Cumartesi

-Uzuuunn bir aradan sonra tekrar sağlıklı yaşam moduna geçmek çok güzel. Günler uzadı, bahar geliyor, yürüyüş de yapabiliyoruz, daha mutlu olamam!
-Yine çok uzun zamandır izlenemeyen İşler Güçler'in tekrarına rastgelmek çok tatlı bi sürpriz;)
-Bir yılımı doldurdum, artık asil öğretmenim. Birtakım sözde baskılar üstümden kalktı, yine de okulun en küçüğü olmak çok güzel.
-Bu okuldan ayrılacağım gün zor bir gün olacak. O gün ne zaman gelecek hiç bilmiyorum, ama yine de düşünmeden edemiyorum, gideceğim tüm okullarda böyle öğrenciler, öğretmenler ve idarecilerle karşılaşmak en büyük dualarımdan biri. Onlarla karşılaşmış olmak da büyük şans deyip kendime daha fazla nazar değdirmeden bu cümleyi noktalıyorum.
-Hayat tesadüfler, sebepler üzerine kurulu. Bir şey sebep oluyor bir sonuca, yani biz öyle düşünüyoruz. Peki ya o sebebi oluşturan?
-Yine de mutlu ve memnun olmak biraz da bizim elimizde değil mi?
- Akşam "Kelebeğin Rüyası"nı izleyecek olmamın en büyük sebebi Kıvanç. Kıvanç olmasa sinemada izlemeyi tercih bile etmezdim.  Umarım ağlamalı üzülmeli bir film olmaz da haleti ruhiyemi sekteye uğratmam. Filmle ilgili düşüncelerim bir sonraki yazımda olabilir.
-Ya şu facebook saçmalığı ne zaman bitecek? İnsanlar sosyal medya üzerinden sahip olduklarıyla hava atmaktan ne zaman vazgeçecek? Öğrenemedik başka insanlar için yaşamamayı.
-Cumartesiniz güzel geçsin efendim, pazar geliyor çünkü. Sonra pazartesi, sonra da mutlu perşembe :)

Pazartesi, Şubat 18, 2013

Kelimeler

- "Şiiri Seviyorsun Diye Şairini Sevmek Zorunda Değilsin." Bunu tam da onun için, Yılmaz Erdoğan için, düşünmüştüm, yeni değil. Hep bunu düşünürdüm. Sonra sinemada "Kelebeğin Rüyası"nın fragmanını izleyip buna benzer bir repliği duyunca şaşırmadım değil. Demek ki kişi kendinden biliyormuş işi. Bunun kanıtını da paylaşmak isterim efendim, buyrun:
"Hiç bir yerinde yok asaletin ibresi
Sessinde kımaşmasında tensel bir büyünün atlasan ilibas ve kuytu bakışlı mavi gözleri
Sanki hepimize bütün şiirleri hâlâ fısıldayan bir eski büyük şairmiş gibi
aşk bir erken didişme bir sorgu sualmiş de mezbele ve yaralıymış eski yaraların yeniden kanamasından...
Hiç bir yerde yok asaletin ibresi
Bir adamın yüzünde yada yalana çok benzeyen bir doğru sözünde belki
Saçlarının çevreminde ıslak bir beyaz kadının yüksek rakımlı göllerin buzul saflığında ve kokusunda çiçeklerinin kanır eşin
Elbet şiir olacak şairin tesellisi ve en kötüsü bile işe yarayacak aşklaşmaların
Yazana değilse bile okuyana faydalı
Bak aynı başına gelmiş adamın benim başıma gelen o da üzülmüş aynı benim gibi benimki daha acıklı değil onunkinden fiyakalı değil onun acısı benimkinden
Sade güzel olan kelimeler....sade kelimeler....kelimeler
Sen aşka aşıksın müsaitsin gördüğünü abartmaya
Biz olsa olsa bir müddet aşklaştık aşkım aşık olmadık
Bir elim sana uzanır öteki berikinin zaten elinde
Bırak yoluma gideyim bildiğimce
Yabancısı olduğum bir sey değil yabancılar
Baktım yerlisi yabancısı aşağı yukarı hepsi benzer... erkekler.....
Eğer bir söz bir ses bekliyorsan bu adamdan
İçinde hiç göndermek isteği bulunmayan bir 'git'... lazımsa eğer..
İşte orda duruyor... ağzının bir yerinde... 

Almak ister misin dilini sokup aklımı?
Sana ait olan her şeyi bir nefeste...
Bir göz yumma anında...
Bir soğuk telefon konuşmasında
Geri alabilir misin?
Seni benden geri alabilir misin?
Kovabilir misin beni senden?
Sevgilim yoksa sen sevgilim olmayabilir misin?"

Müthiş bir samimiyet yok mu?
Onun sesinden dinlemeyi tercih edin. İnsanı en iyi kendisi okur, anlatır...
Elbet şiir olacak, şairin tesellisi...

Ve ben artık adım gibi eminim :"Benimki daha acıklı değil onunkinden, fiyakalı değil onun acısı benimkinden..."

Nereden aklıma geldi, akşam akşam, bilmiyorum. Ama şiir dinlediğim zamanlar, benim için her zamanki gibi bir ruh hali içinde olduğum zamanlar değil... 

Dedim ya, bu kez çok zor oldu Antep'e gelmek. Gittikçe zorlaşıyor sanki her şey... Uzakta olmak, gittikçe zor gelen bir şeymiş, bunu bilmiyordum. Ama ummadığımız anlarda ummadığımız acayip şeyler oluyor. Ne olacağı belli olmaz ama, sanki bir umut doğdu iç cebimde... Bahar diyorum, aydınlatacak yolumuzu, öyle geliyor. 
Okula ayak bastığım, derse girdiğim an sanki şiir dinliyormuşum gibi, başka bir boyuta geçiyorum. Ne Ankara kalıyor aklımda, ne başka bir şey.. Okulun ikinci haftasında sınav yapan, tatil ödevi veren bir "fizik" öğretmeni ne kadar sevimli olabilir diye düşündüm bugün, ilk derste 11. sınıfları sınav yaparken. Sevimli olmak derdimiz değil elbette, ama biz de öğrenci olduk. İşin güzel yanı sınavda tek bir "of" bile demeyen, sınav çıkışı bana yine o gülen gözleriyle bakan öğrencilerimdi... İnan bunun için bile değer diyorum bazen... Bazen..


Dün akşam Yelizle konuşurken, taşlarını yerine oturttuk tek tek. Denklemimizi kurduk. Kararımızı verdik. Gerek yok dedik, fazladan düşünmeye. Zaten su yolunu bulmuyor mu? 

Tatil Dediğin...

Ben uyuyacağım, dinleneceğim sanmıştım. Geniş geniş muhabbet ederim arkadaşlarımla, sonra eve gelir çay keyfi yapar, yatmadan da iki satır kitabımı okurum demiştim. Nereden bilecektim?
Gerçi sağlığımız sıhhatimiz yerinde olsun da çalışmaktan zarar gelmez. Ha biraz üç buçuk attım, o ayrı. Perşembe günüydü, o aşağıda gördüğünüz fotoğraf. Planım alt üst oldu, arkadaşımı beklettim, üstelik bir de yapmam gerekenlerin üstüne bir sürü şey eklendi. Umutsuzca Kızılay'a gidip bir kitap aradım, buldum. Gittim tek başıma kahve içtim. Duyarlılık da had safhada, hep kulağıma bir şeyler geliyor... Hep düşündüm o gece, nasıl olacak, ne yapsam, nasıl olsun... 

Sabahın köründe uyandım, üstümü giyindim, kahvaltımı yaptım. Oraya buraya mail, mesaj yağdırdım. Olumlu sonuçlar aldım, derin bir oh çektim. Sonra kaptığım gibi bilgisayarı İmge'ye koştum, biri bana yardım etti. Resmen mucizeydi. Kara bulutlarım dağıldı. İki arkadaş buluşması sığdırdım o son cumaya... Bu kez çok zor geldi Ankara'dan gitmek.



Ne kadar koşturursam koşturayım bir kahve içimlik zaman mutlaka bıraktım, dostlarıma. İnstagram yüzünden moda blogu özentisi oldum desem yalan olmaz.


Ve tabii ki mutfağa girdim. Mutfakta dinlendim. Yemekten çok, yedirmekten zevk aldım. 

Değişik renkte ojeler sürüp hayatıma renk katmaya çalıştım. Yalan yok.