Bugün haftalık telefon görüşmelerimi gerçekleştirirken yine hatırladım. Beni merak eden insanlar var. Yeni okulumu, arkadaşlarımı ve öğrencilerimi merak eden, nasıl olduğumu düşünen çok tatlı dostlarım var benim, şanslıyım.
Tek tek anlattım. Güzel şeyler anlattım. Ne kadar tatlı insanlarla tanıştığımı, bu kadar çok genç arkadaşım olacağını hiç tahmin etmediğimi, öğrencilerimin derslerinin sıkıntılı olduğunu ama en azından disiplin sorunları yaşanmadığını ve dualarımın hep onlarla olduğunu... Duanın gücüne bir kez daha inandığımı, dilimden sevdiklerimi hiç düşürmediğimi... Her hafta sonu olduğu gibi saatlerce konuştuk. Gelecek hafta sonu için planlarımızı yaptık.
Düşündüm. Sardunyalarımız tekrar açmaya başlamışken, benim bembeyaz yeni gine çiçeğimin sıcaktan ziyade serin havaları sevdiğini görmüşken düşündüm. Kaygılarımız nasıl da azalıyor günden güne... İnsan yorulurken kaygılarını düşünmekten birden yüzeye çıkıveriyormuş işte... Önemli olanın sağlıktan başka bir şey olmadığını anlıyor insan.
Böyle sevgi dolu bir ailede yetişen bir insan her şeyi sevebilir. Minicik bir okulu. Okula gitmek için harcanan saatleri. Simsiyah bir gökyüzüne uyanmayı sevemez belki ama gün doğarken yola düşen onca insanı sevebilir.
Bazı kupaları sevebiliriz, ama içindeki kahveyi daha çok. Bazı kitapları örneğin, içinde anlatılanlar acı verici bile olsa. Yine de en çok kahve içecek molası olmasına sevinir insan, en çok kahve molalarını sever.
Akşam eve dönerken o evde insanların olduğunu düşünüp sevinebilir insan. Sevinirken otobüste sakin bir şarkıyı geçirebilir içinden. Kapısı mavi, zili deniz bir ev düşünebilir örneğin. Mis gibi bir bahçeye açılan. Kapıya kadar gelmişken deniz meltemi, kapıdan çevrilmez.
Her sey birdenbire oldu. Birdenbire vurdu gün isigi yere; Gökyüzü birdenbire oldu; Mavi birdenbire. Her sey birdenbire oldu; Birdenbire tütmeye basladi duman topraktan; Filiz birdenbire oldu, tomurcuk birdenbire. Yemis birdenbire oldu. Birdenbire, Birdenbire; Her sey birdenbire oldu. Kiz birdenbire, oglan birdenbire; Yollar, kirlar, kediler, insanlar... Ask birdenbire oldu, Sevinç birdenbire.
Pazar, Eylül 22, 2013
Pazartesi, Eylül 09, 2013
I Thought I Saw Your Face Today!*
İnsan çok sevdiği bir şeye dönüyorsa neden geri dönüş kötü olsun ki? Bazı şeylerin değerini anlamanın neresi ayıp? Yapmayın böyle şeyler ablalar, abiler.
Odama yeniden yerleştim. Misler gibi.
Pazartesi, Eylül 02, 2013
Pazar Hamburgeri
Arda Türkmen'i bilirsiniz. Bilmiyorsanız öğrenin. Kendisi hayranlık uyandıran bir insan.
Çok güzel yemek yapar, bunun yanında çok da samimi yemek yapar. Anneanne usulleri kullanmayı sever, pratiktir.
Ben hamburgeri çok severim. Kırk yılın başı yemeye çalışır ama güzel olanını yerim. Arda yapıyorsa çok süper bir şeydir bu dedim, dayanamadım bir pazar günü hamburger ve yanında da sebze burger yaptım. Buyrun tarif bu.
Bunlar da benim aşamalarım ve nefis sonucum.
Çok güzel yemek yapar, bunun yanında çok da samimi yemek yapar. Anneanne usulleri kullanmayı sever, pratiktir.
Ben hamburgeri çok severim. Kırk yılın başı yemeye çalışır ama güzel olanını yerim. Arda yapıyorsa çok süper bir şeydir bu dedim, dayanamadım bir pazar günü hamburger ve yanında da sebze burger yaptım. Buyrun tarif bu.
Bunlar da benim aşamalarım ve nefis sonucum.
Bu köfte kadar pratik köfte görmedim.
Hamburgerin içine közlenmiş biberin çok yakıştığını Big Baker'da gördüm. Ayrıca ekmeğin yapılışını her yerde bulabilirsiniz. Ben yaş maya kullanmayı daha çok sevdiğimi fark ettim.
Sebze burger çok besleyici. Ama siz Arda'nın ölçülerinden şaşmayın derim.
Bu tombul hamburgeri yemek çok da kolay değil.
Bu yazıdan sonra kendimi Temel Reis'teki sürekli hamburger yiyen adama benzettim, yarın diyet başlıyor, iyi geceler :)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)