Pazar, Eylül 22, 2013

Yeni Okul

Bugün haftalık telefon görüşmelerimi gerçekleştirirken yine hatırladım. Beni merak eden insanlar var. Yeni okulumu, arkadaşlarımı ve öğrencilerimi merak eden, nasıl olduğumu düşünen çok tatlı dostlarım var benim, şanslıyım.
Tek tek anlattım. Güzel şeyler anlattım. Ne kadar tatlı insanlarla tanıştığımı, bu kadar çok genç arkadaşım olacağını hiç tahmin etmediğimi, öğrencilerimin derslerinin sıkıntılı olduğunu ama en azından disiplin sorunları yaşanmadığını ve dualarımın hep onlarla olduğunu... Duanın gücüne bir kez daha inandığımı, dilimden sevdiklerimi hiç düşürmediğimi... Her hafta sonu olduğu gibi saatlerce konuştuk. Gelecek hafta sonu için planlarımızı yaptık.
Düşündüm. Sardunyalarımız tekrar açmaya başlamışken, benim bembeyaz yeni gine çiçeğimin sıcaktan ziyade serin havaları sevdiğini görmüşken düşündüm. Kaygılarımız nasıl da azalıyor günden güne... İnsan yorulurken kaygılarını düşünmekten birden yüzeye çıkıveriyormuş işte... Önemli olanın sağlıktan başka bir şey olmadığını anlıyor insan.
Böyle sevgi dolu bir ailede yetişen bir insan her şeyi sevebilir. Minicik bir okulu. Okula gitmek için harcanan saatleri. Simsiyah bir gökyüzüne uyanmayı sevemez belki ama gün doğarken yola düşen onca insanı sevebilir.
Bazı kupaları sevebiliriz, ama içindeki kahveyi daha çok. Bazı kitapları örneğin, içinde anlatılanlar acı verici bile olsa. Yine de en çok kahve içecek molası olmasına sevinir insan, en çok kahve molalarını sever.

Akşam eve dönerken o evde insanların olduğunu düşünüp sevinebilir insan. Sevinirken otobüste sakin bir şarkıyı geçirebilir içinden. Kapısı mavi, zili deniz bir ev düşünebilir örneğin. Mis gibi bir bahçeye açılan. Kapıya kadar gelmişken deniz meltemi, kapıdan çevrilmez.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder