Pazartesi, Ağustos 19, 2013

Donut Sevgisi

Mutfağı severim. Öncelikle yapmayı, sonra yedirmeyi ve elbette yemeyi. Bu yaz da boş durmadım tabii, yemekler pişirildi, tatlılar yapıldı, misafirler ağırlandı... Uzun zamandır elime almadığım yemek defterimi buldum, sevindim. Yeni tarifler denemediğimi fark ettim.

Cafe Stockholm önünden sürekli geçip içerisini çok tatlı bulduğum bir yer. Tunalı gezmelerimden birinde içine girmek de kısmet oldu. Burcu burada donutu çok beğendiğini söyledi. Donuta biraz ön yargılıydım, baktım güzel görünüyor, tattım, cidden çok iyiydi. Çok hafif..

Kalın bir yemek kitabının içinde donutun tarifine rastlayıp ne kadar pratik bir tatlı olduğunu görünce tabii ki denemeden duramadım. Mutfakta yeni şeyler denemek insana ne tatlı bir heyecan veriyor.
Tarif aslında çok kolay.
20 gram yaş mayayı bir su bardağı ılık suda eritin. Üzerine 3 yemek kaşığı şeker ekleyip eritin. Bir kaba 3 su bardağı unu ekleyin. Una şekerli mayayı, yarım su bardağı sütü, yarım su bardağı ayçiçek yağını, iki yumurtayı bir tutam tuz ve bir tatlı kaşığı tarçını ekleyin ve yoğurun. Yoğururken sürekli un ekleyeceksiniz azar azar, hamur oldukça yumuşak bir hamur olacak. O kadar hoş bir hamur ki, oynamaya bayıldım ben.
Bir tepsiye yağlı kağıdı serin ve hamurdan bezeler koparın mayalanmaya bırakın. Yaklaşık yarım saat mayalandıktan sonra küçük bir bardakla hamurların ortasına delik açıp simit şekli verin.

 Önceden ısıtılmış 180 derece fırında 20 dakika pişirin. Donutlar pişip de ılık hale gelince 160 gram bitter çikolatayı benmari usulü eritip donutları tek tek çikolataya batırın. Sonra da üzerini istediğiniz gibi süsleyin. 

Ben bu hamuru çok sevdim. Öyle yumuşak öyle hoş ki.. Her şey yapılır bununla. İçine biraz rendelenmiş pişirilmiş şekerli elma konursa çok güzel elmalı pasta olur, haberiniz olsun :)
 Pişirdiklerinizi beğenenleriniz çok olsun :))


Pazar, Ağustos 18, 2013

Tatil Sarhoşu

Benim için bir gün fazladan Ankara'da kalmak en büyük hediye iken bana fazladan bir ay bağışlayan sevgili idarecilerime teşekkürü bir borç bilirim. Herkesin sandığı gibi öğretmenler 3 ay tatil yapmaz, ama ben bunu bu yıl üç aya bağladığım için çok şanslı hissediyorum. Okul açılınca iki kat daha özenli ve çalışkan olmaya karar verdim, tatilin hakkını vermek adına. Fizikçinin bu enerjiyi nereden bulduğunu bir süre daha düşünmeye devam edecek genç öğrencilerim. Okulların açılmasına bir ay kadar zaman olduğunu hesaba katarak okul moduna girmenin ve okuldan söz etmenin doğru olduğunu katiyetle düşünmüyor ve bu bahsi burada kapatıyorum.
Ben olumlu mesaj vermiştim en son hatırlarsanız. O mesajın yanıtlanması üç aşamada gerçekleştiğine göre birinci aşamanın olumlu sonuçlandığını sevinçle bildiriyorum. Hiç beklemiyorken güzel bir sürpriz olsa da henüz sevinmek için erken. Duaların kabul olması ne güzel, ne umut verici... Herkesin başına...

Tatil demek aylaklık yapmanın yanında çalışmaktır da. Temmuzun ortasına kadar çok güzel çalışıyordum oysa, bir aydır fena dağınık durumdayım. Danışmanım beni öldürse yeri. Ama olsun.

Tatil demek Ayvalık demek, Şirinkent demek. Rüzgar, esinti demek. Zeytinyağlı börülcenin yanında kabak çiçeği dolması ve patlıcan börek demek. Bir levreği iki kişi yiyebilmek ve sahilde yürümek ve yürümek demek...

Bu ayaklar ne iş demeyin! Modaya uydum. Kitabım da çok güzel tam tatile göre.

Bu güzel el ve takılar tarz sahibi bir insanın. Tarz sahibi insanları severim.

Bu da başka bir kitabım. Yaz Geldi- Füruzan


Kahvaltı canavarı/seveni/aşığı olduğumu söylemiş miydim? 



Yeliz'in Ankara'dan gitmesine hiç alışamayacağım. Yelizim söz konusu olunca tabii ki benim adım silinecek onun ayakkabısından, tabii ki ben yakalayacağım çiçeğini de...