Cesaret dedim, en çok onu seviyorum. En çok buna ihtiyacım var dedim.
Tamam o var da, başka önemli parçalar kayıp. Yanlış mesaj vermiş olmayayım evrene ama sen biliyorsun Allahım durumu, sınıyorsun, onu da ben biliyorum.
Özlemek çok tuhaf bir şey. Antep'teyken de özlem içindeydim. Ankara'dayım yine özlüyorum. Arkadaşlarımı, öğrencilerimi... Dün antepteki öğrencilerimden gelen bir mesaj yetti gözlerimin dolmasına. Günlerden cumayken, işten eve dönerken, biraz uzun bir yolum varken eve. Waffle çözecek dedim, bu duygusal boşluğu ancak waffle doldurur. Ayaklarımdaki topukluya aldırmadan gezdim, eve kendimi zor attım o ayrı. Bilen bilir, topuklu ayakkabıya alışması da vazgeçmesi de zor oluyor. Hele de pantolon paçalarını onlara göre kestirmişsen. Böyle basit günlük dertler var bugünlerde hayatımda. Bir de hala alışamadığım ve sevemediğim insanlar var. Antipatik olmayı sevmiyorum. Olamam da muhtemelen ama bir buzdolabı olabilirim, öyle bir kalkanım olabiliyor, sinirlerimi gereksiz insanlar için bozmak bana büyük haksızlık.
Onların yanında çok sevdiklerim ve kısa zamanda alıştıklarım var. Çok değerli insanlar var aralarında, zamanla daha çok seveceğimi, daha çok zaman zaman geçireceğimi düşündüğüm.
Soğumaya başlayan bir Ankara var. Antep'in sıcak iklimi, ılık kışı beni cezbetse de Ankara'nın sonbaharını da özlememiş değilim. Özlemek dedim yine. Özlemek bence güzel anıları çok olanların işi. Özlediğim için çok şanslıyım.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder