"Bu dünyada neyi çok istersen, o senin imtihanındır." (Mevlana)
Bazı insanlar çok garip şeylerle sınanır. Bu akşam bi baktım da masamızdaki sohbetlere, hepimizin farklı farklı beklentileri vardı hayattan. Tamamlanmamış parçaları vardı hayatımızın. Bazıları güçlü olmuş, bir yama yapabilmişti de çürümüş yanlarına; bazıları çürütmeye devam etmekteydi, genişletmekteydi içinin koyuluklarını. Oysa hep bir çare vardır. Ve belki o da çıkabilirdi inatlaşmasaydı. Çıkmak istemedi, saptığı yanlış yollardan dönmek istemedi. Sınanıyordu zannımca sahip olduklarıyla. En sevdikleriyle. İnsanın en sevdikleriyle sınanması zordur. Sınav bu ya, kaybedersin de kazanırsın da... Kazanabilirsen iyi de, ya kaybedersen? Zulüm ne çirkin bir şey. Zulmeden nasıl da düşüveriyor gözümden... Ve kalmıyor ki yanına... Kalsa keşke... Çünkü istemem ben yakınımdakine zarar gelsin. Onun annesi, babası, kardeşleri üzülsün istemem. En çok da "o" üzülsün istemem...
Gariplik bende fakat. Hem zulmedeni seviyordum hem de zulmedileni. İçinin kör kuyusundan çıksın, özünü bulsun, içinin temizliğine kenetlensin diye dua ederken, kıymetlilerimden birine zulmediyor diye çok da öfkeleniyordum. Korkuyordum. Masum insanların ahını almak kötüdür, her ne kadar o "ah" etmese de...
Şuna da kalpten inanırım: büyümemiz gerekli bir şeyse eğer, illa büyüyeceksek, aklımız kemale erecekse bu üzülmeden olmuyor. Acı çekmeden olmuyor. İlla bi yerden bi darbe şart!
Bu akşam o masadaki herkes- ve hatta söz konusu olup masada olmayanlar- farklı şeylerle sınanmıştık. Tek noktada aynıydık. En çok istenilenler, en sevilenler, en değerlilerdi söz konusu olanlar. Kaybedilenler ya da kazanılanlar. Kaybedilecekler ya da kazanılacaklar. Hayatın kendisiydi belki bunlar ama güzel olan o masa etrafında toplanabilmekti. Hala hayaller kuruyor olmaktı. Elde edemediklerimize, gerçekleşmeyenlere, "bir şeyi çok istemeyeceksin"lere rağmen istemeye devam ediyorduk biz. Sonra susuyorduk aklımıza gelince çelişkiler. Biz susmaya fazla da dayanamıyorduk aslında.
Gariplik bizde fakat. Kimse söz vermedi ki istediklerimizin olacağına dair. Kimse taahhüt etmedi ki hayallerimizin gerçekleşeceğini, hayal kırıklığına uğramayacağımızı. Güzel olan yalnız bir masa etrafında toplaşabilmekti, bunu başarabilmekti. İnandığımız tüm değerler derinden sarsılsa da, kaybetsek de hakikatlerimizi, başbaşa verip bulmaktı yeni yollar güzel olan. Hala tutunduğumuz bazı değerler olduğunu görmekti. Hakikat; birbirimize tutunmaktı.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder