Cuma, Ağustos 10, 2012

Sanki Çoktan Unutulmuş, Dillerden Düşmüş Bir Şarkı...

Bazı insanlara ulaşamazsın. Sen istediğin kadar parçalan, istediğin kadar beynini kemir, zamanını enerjini harca, yapamazsın, dokunamazsın bile. Bazıları çok zordur. Arkasını dönüp gittiğini görür, anlam veremezsin, kendini sorgularsın. Kendinden şüphe edersin de arkanı yasladığın, arkamda o olduğu sürece bana bir şey olmaz dediğin eşinden/dostundan asla şüphe etmezsin. Yemeğini, suyunu, derdini, zamanını paylaştığın o "zor" insan gün gelir aradaki bağları zedeler. Sorduğunda onun sadece suskunlukla karşılık verdiği soruların olur. Senin o soruları ne kadar önemsediğini hissetmez bile.
Sonra gün gelir, sen artık soru sormazsın. Yaşayıp gidersin alışarak her şeye, mutsuz ya da çok mutlu olursun da onu göremezsin yanında. Gelecekteki çok mutlu anlarını hayal edip onun orada olmayacağını bilmek daha az acıtmaya başlarken bir gün bir yerden duyarsın, öğrenirsin. Sana haksızlık etmiş olduğunu açıklama zahmetinde bulunur. Yanlış beklentilere girdiğini kabul etmiştir, fakat o beklediği şeylerden seni bile haberdar etmeden beklentilerini karşılıksız bırakmandan dolayı sana bir de fatura kesmiştir. Yaşadığı olaylar onun seninle empati kurmasını sağlayınca seni anladığını kabul etmiştir. Fakat o bir zamanlar yüreğini açtığın, derdini paylaştığın kişi sana asla bunları söylemez. Hiçbir şey olmamış gibi konuşmaya devam eder. Sen de bunları üçüncü kişilerden duyarsın, bazen anlam verirsin bazen veremezsin. Ama kafanı da meşgul eder. Derler ki "Bak madem üzülüyormuş, madem sana haksızlık ettiğinin de farkındaymış bir ara, bu işi öğren. Hem o kadar yıllık dostsunuz/arkadaşsınız aranızda da husumet kalmamış olur." Komik gelir oysa bu fikir. Neden bana düşen görev hep bu olur? Neden olgunluk kaftanı bana giydirilir?
Beni kolay harcayan/gözden çıkaran insanlara neden bu lüksü sağlayayım? Rahatsızlık duyan birisi cesursa  zaten içini dökme, derdini anlatma yoluna gider ki mantıklı olan budur. Bu zahmete katlanamıyorsa kararını vermiştir. Ben olsam da olur, olmasam da...

Çok güzel başladı akşam. Uzun zamandır görmediğim sevdiklerimle kucaklaşmıştım. Onların varlığıyla sevinip Ebru'nun ve annesinin bizim için yaptığı harika yemekleri yerken konu nereden geldi bilmem. Geldi işte. Duyduklarım hiç istemesem de üzdü beni. Ulaşamazsın diyorum ya bazılarına, ulaşamıyorsun! Sonra nedense hep olgun davranması gereken senmiş gibi neredeyse özür dileyecek kıvama geliyorsun. Bu hataya defalarca düşmek yeniden yapmayı gerektirmez. Ayrıca zaten iyi sonuçlar alınsaydı istemsiz bir şekilde tekrarlanırdı. Bir söz var ya, kimin bilmiyorum ama, "Aptallık, aynı şeyleri yapıp farklı sonuçlar beklemektir" diye, neden yine olgun davranan ben olayım ki?

Arkamı dönüp gitmem zordur, ama girdiğim yoldan dönmem en zor olanıdır. Kendimi tanıyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder