Neden mi?
Aylar sonra (abartıyor muyum? Hayır!) pazar gibi bir pazar günü geçirdim. Yolculuksuz, ödevsiz, gayet yavaş... Gerçi yapacak ıvır zıvır işler olsa da pazar günümü asla onlara harcamadım. Ivır zıvır işlerin canı cehenneme dediğim gibi önce gittim, kendime iki beden büyük aldığım hırkayı değiştirdim. Bazen böyle şeyler yapıyorum ben ya...
Aslında her şey cuma günü başlamıştı. Antep'te kebapçıya gidip salata yeme trendini yeni başlattık. Ancak güzel olan bir şey var ki tavuklu salatanın tavukları mangalda pişmişti bir keresinde, hem kebap yedik hem salata. Efendim böyle de bozmuyoruz sağlıklı beslenme anlayışımızı, çünkü bu hafta babam gelince kebapları beraber lüpleteceğiz, ondan yani.
Ertesi gün hummalı bir hazırlık içindeydim, çünkü akşama misafirlerim vardı, yemeğe. Ve ayrıca alışverişe de çıkmamız gerekiyordu. Alışveriş de zorunluluk oldu hayatımızda...
Bunlar da benim ilk yeni yıl hediyelerim oldu, biliyorum çok ciciler.
Ve ayrıca yeni yıl hediyesi deyince aşağıdaki küpelerin yeri ayrı, yıllar önce Dilek almıştı bana.
Ve tabii tatlı pazar...
Biraz pazartesi sendromu içerikli olsa da aşağıdaki gibi dergilerin birini alıp birini bırakmakla geçti. Evet, ben bir mecmuaseverim. Televizyon izlerken boş durmayı değil, elime bir dergi alıp göz atmayı severim.
Ve tabii ki İşler Güçler'in son bölümünü izlemeyi asla ihmal etmedim.



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder