Ne hayatlar, ne yaşamlar, ne insanlar var dedim durdum... Demez miyim hiç, o lüksün, şatafatın, paranın ve de bilumum devasa kulelerin hükmettiği şehirleri, ülkeleri görüp de... Bu gezi pek de hesapta olmayan çok da uzun uzun planlamadığımız, ama çok da iyi oldu, ne de iyi oldu cümleleriyle bağladığımız bir gezi oldu. Hayatımın sınavlarından birini vermek üzere olduğum o günlerde herkesin bana, "Senin için çok iyi olacak, tam da böyle bir sınavın üzerine" dediği zamanlarda odak noktam tatil değil doktora yeterlik sınavımdı. Ama canımın canını bir buçuk ay sonra ilk kez görmek, onunla gezmek, sokak sokak dolaşmak, yeni ülkeler keşfetmek, sınavı da başarıyla atlatmanın ardından onun deyimiyle "ödül" oldu bana.
Zaman işte, sayılı gün, saniyeler dakikaları kovaladıkça su gibi geçiyor ve geçecek de... O gün geldi, hazırlıklarım bitti ve ver elini Doha...
Uzun bir yolculuk ve böyle bir yolculuğu çok özlediğimi hissetmem... Yolculuk boyunca dersi defteri bir kanara bırakmanın keyfi ve Zülfü Livaneli'nin son kitabı Huzursuzluk'u bir çırpıda okuyuşum uzun zaman sonra özgürlüğe kavuşmak gibiydi. Uçağa binip kuş misali ona uçtum, hafifledim...
Önce Doha'da gezdik, sonra Dubai'de...
Ne hayatlar, ne insanlar ve ne dünyalar varmış da biz dünya bizim etrafımızda döner dolaşır zannedermişiz dedim. Öyle ama, insanın dünyası kendine, küçük ya da büyük, güzel ya da kötü, koşturmacanın hengamenin, delicesine çalışmanın içinde başka dünyaları keşfetmek lüks kalıyor... Ama asıl lüks oralarda yaşanan hayatlarmış, görüp anladık.
Doha Katar'ın başkenti, sıfır kilometre bir şehir, her şey yeni, göz alıcı, lüks ve pahalı.
Dubai ise duyduklarımız kadar varmış, kalabalık, kozmopolit, göz alıcı, lüksü dibine kadar yaşayan, heyecanlandıran bir kent.
Gönül isterdi ki uzun uzun yazayım, eski bloggerlara ve eski blog günlerimize ithafen. Vlog çıktı mertlik bozuldu, yazmanın ve okumanın verdiği keyif giderek azaldı, TV izler gibi izliyoruz, gözetliyoruz resmen vloggerları. Vlog'un yerini ne alacak gerçekten merak ediyorum. Dağınık beyin sendromuna sahip olduğumu gizleyemem çünkü sürekli bir şeyler düşünüyorum, bu yüzden kopuk yazıyorum. Ne diyordum, daha çok yazmak isterdim ama hala yolculuk yorgunuyum. İyi geceler...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder